Sedef Grup Ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren hastane, tıp merkezi ve sağlık kuruluşlarının büyümelerine katkı sağlamak adına yurt dışından gelecek hastalarının organizasyon süreçlerine yönelik kuruma özel çözümler sunmaktadır.

Sağlık turizmi faaliyetlerini güçlendirmek ve ulusal çabaları bütün dünyadan daha fazla hastayı Türkiye’ye getirmek için; Sedef Grup şirketi SDF MICE olarak Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya, Afrika ve Avrupa bölgelerindeki çeşitli ülkelerde B2B & Workshoplar düzenleyerek, ülkemizde tedavi hizmeti almak isteyen yurt dışı hastalarına gerekli ve kapsamlı desteği sağlamaktadır.

Sağlık Turizmi Nedir?

Globalleşen dünya da, ülkeler arasında işbirliğinin, seyahat özgürlüğünün ve işbirliğinin artması, ulaşımda kolaylıklar sağlanması, sağlık hizmetinde kalitenin dünyanın değişik köşelerinde de gelişmesi, sağlık hizmeti finansmanında hem bireysel hem de bütçe kaynaklı güçlükler, dünya da sağlık turizmi kavramının önemini giderek arttırmıştır.

Sağlık turizmi; kısaca bireylerin hem koruyucu hem de tedavi edici hem rehabilite edici hem de sağlığı geliştirici hizmet almak amacı ile yaşadıkları ülke dışında bir ülkeye ziyaretleridir.

Sağlık turizmi;

  1. Termal Sağlık Turizmi
  2. Medikal Turizmi
  3. Yaşlı Turizmi (3. Yaş Turizmi)
  4. Engelli Turizmi kavramlarını barındırmaktadır.

Ayrıca uluslararası hasta sınıflaması Sağlık Bakanlığı tarafından aşağıda şekilde yapılmıştır.

  • İkamet ettiği yerden başka bir yere sağlık kazanmak amacıyla seyahat eden kişilere ‘’ Medikal Turist’’
  • Tatil esnasında acil ya da plansız sağlık hizmeti almak zorunda kalan turistlere ‘ Turistin sağlığı kapsamında hizmet alan hasta’
  • Sağlık bakanlığının da bazı ülkelerle sağlıkla ilgili birçok alanla da yapmış olduğu ikili anlaşmalar  kapsamında Türkiye’ye gelen kişilere’’ Sağlık Alanında İkili Anlaşmalı Ülkelerden Gelen Hasta’
  • Sosyal güvenlik kuruluşları arası anlaşma kapsamında birbirlerinin sağlık hizmetleri olanaklarından yararlanma amacıyla Türkiye’ye gelen kişilere ’’Sosyal Güvenlik Kurumuyla Anlaşmalı Ülkelerden Gelen Hasta’’ denilmektedir.

Sağlık turizmindeki turistlerin hem tedavi hem de tatil amacı olduğu için beklentileri, aynı zamanda yarattığı  katma değer de yüksektir. Sağlık turizmi döviz kazandırıcı önemli bir faaliyet olup, turizm potansiyeli bir ülke olarak Türkiye’nin diğer alternatif turizm türleri ile cazibesinin artırılması, yılın 12 ayında turizmin canlanmasını sağlayacaktır.

Sağlık Turizminin Tıp turizmi ayağında ülkemiz son yıllarda atağa geçmiştir.

Son yıllarda yapılan yatırımlarla, sağlık turizmi alanında daha çok söz sahibi olunmaktadır. Sağlık turizmi için gelen hastalar ile turistin sağlığı kapsamında hizmet alanlar olmak üzere toplam yarım milyona yakın kimse ülkemizde tedavi olmuştur. Bunun yaklaşık yarısı sağlık turizmi kapsamında değerlendirilmiştir. İleriki yıllarda bu sayının artması beklenmektedir. 10. Kalkınma planında bu rakam yalnızca medikal tedavi amaçlı gelen yabancı hastalar için 750.000 olarak hedeflenmiştir. Yani önümüzde ki 4 yılda % 300 oranında sayısal artış beklenmektedir.

Sağlık Turizminde diş, göz, estetik, kalp damar ve eklem protezleri, kısırlık tedavisi, tüp bebek, cerrahi girişimler gibi başlıklar ön plana çıkmaktadır. Ancak hemen hemen her türlü sağlık hizmeti sunumunun talep edildiği görülmektedir. Önceleri ileri teknolojinin modern altyapıya sahip olması, sağlık bakım hizmetlerinin kalite standartlarının yüksek olması, ulaşım kolaylığı sağlık turizminde önde olan ülkelerin ortak özellikleri olarak tanımlanırken artık ülkeden daha çok sağlık merkezlerin özellikleri daha çok ön plana çıktığı görülmektedir.

Son yıllarda, nitelikli düzeyde sağlık hizmetleri sunulması dolayısıyla ülkemize çeşitli ülkelerden tedavi amacıyla sınır aşırı hastalar gelmektedir. Bu amaçla 2000 yıllar sonrasında ülkemizde kamu sağlık hizmetlerine ek olarak özel sektöründe sağlık amaçlı dünyadaki örnekleri ile yarışabilir yatırımlar yaptığını görmekteyiz. Bunun sonucunda özellikle İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, İzmir gibi büyük illerde Avrupa standartlarının ötesinde özel sağlık kuruluşları sayısı artmıştır.

Ülkemizin artan prestiji, mevcut coğrafi konumu, sağlıkta dönüşüm projesi ve turizm de ki olumlu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda sağlık turizminin ülkeye getireceği ekonomik değerin boyutlarını tahmin etmek mümkündür. Ayrıca yetişmiş ve eğitimli insan gücü sağlık turizminde Türkiye’nin önemli avantajları arasındadır.

Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründe başka önemli artıları da vardır. Özel sağlık kurumlarının ve bazı devlet hastanelerinin dünya standartların seviyesinde altyapısı, sağlık çalışanlarının başta hekimler olmak üzere deneyim ve eğitim seviyesi yanında diğer ülkeler olmak üzere daha ucuzluğu avantajları ve eşsiz doğal ve tarihsel zenginlikler gibi özellikler, ülkemizim başlıca avantajlarındandır.

Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesi için iklim, doğa, tarih, hastaneler, insan kaynağı, teknolojik imkanlar, uzmanlıklar, uygun fiyatlar, termal kaynaklar gibi ilave edilmesi gereken önemli bir halka ise sağlık hizmeti alım talebinde olan bireyler ile Türk sağlık sektörünü buluşturacak profesyonel ‘’sağlık turizmi aracı kurumları’’ yapısının güçlendirilmesi ve koordine edilmesidir. Bu açığın hızla kapatılması için gerekenler yapılmaktadır.

Ülkemiz 40.000.000 turistik ziyaret amaçlı insanı ağırlamışken sadece 220.000 kişi sağlık turizmi amaçlı ziyarette bulunmuştur. Başka bir deyişle sağlık turizmi için ülkemize gelen turist sayısı toplam turist sayısı içinde % 0.55 gibi oldukça düşük bir orandadır. Tatil amaçlı bu kadar yüksek sayıda tercih olmasına rağmen en az konaklama tesisleri kadar kalite hizmet sunan sağlık tesislerimize başvuru sayısının düşüklüğü üzerinde önemle durulmalıdır.

SAĞLIK TURİZMİNDE TÜRKİYE VİZYONU

Son 10 yıldır sağlık alanında yapılan yatırımların ve sağlıkta dönüşüm programının olumlu sonuçlar ortaya çıkarmasından dolayı ülkemizde ki birçok sağlık kurumu, diğer ülkelerde ki sağlık kurumu ile rekabet edebilecek düzeye ulaşmıştır. Türkiye’nin sağlık turizmi konusunda sektörel lider ülkelerden biri haline gelebilmesi, sonrasında lider ülke konumunu sürdürebilmesi, rekabet gücünü artırabilmesi için sadece tıp alanında değil yaşlı sağlık bakımı ve termal sağlık turizmi alanları gibi daha diğer birçok sektörde de çalışmalar yapılması gerekmektedir. Ayrıca sorunların çözümü ve sağlık turizmi gelişimi için sağlık turizmi bir program halinde 10. Kalkınma Planına alınmıştır. Kalkınma planına dayandırılarak hazırlanan eylem planına bağlı olarak sektörler arası entegrasyonun sağlanması için’’ Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu’’ kurulmuştur.

Sağlık turizmi tüm bileşenleri ile birlikte, Türkiye’nin düşük katma değerli ekonomik modelden yüksek katma değerli modele geçmesinde katalizör ve hızlandırıcı bir etki yapabilecektir. Çünkü sağlık sektörü katma değeri yüksek bilgi ve tecrübe temelli ekonomik çıktı üreten bir sektördür. Türkiye 10. Kalkınma Planına ekleyerek bir açıdan sağlık turizmini stratejik sektör olarak ilan etmiştir. Bu doğrultuda ki çabalarını koordine bir şekilde arttırdığı takdirde önde gelen ülkelerden biri olacaktır. Çünkü Türkiye yıllık 40 milyon ziyaretçisi ile turizm alanında dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır. Buna ilaveten sağlık alanında ki teknolojik ve bilimsel düzeyi ile sağlık turizminde lider olma potansiyeline sahip görünmektedir.

Sağlık Turizminin Türkiye’deki ödemeler dengesindeki cari açığına çok önemli bir destek kaynağı olacağı aşikardır. Türkiye’nin ihracata dayalı teknolojik ürün üretimi için ürün satış değerinin % 80 i civarında ithal ürün bağımlılığı varken, sağlık temalı hizmet ihracatında bu oran %20 ler civarına düşmektedir. Yani her 100 liralık sağlık turizmi gelirinin 80 lirası ülkemiz için net kazanımdır. Diğer bir önemli veri ise tatil ve eğlence amaçlı turistler kişi başı ortalana 600-1000 USD harcama yaparken, sağlık hizmeti talebi ile gelen sınır ötesi hastalarda kişi başı harcamanın 6000-9000 USD arasında olduğu bilinmektedir ve bu rakamlar sağlık turizminin ülkemiz için önemini ortaya koymaktadır.

Son yıllarda Türkiye’de sağlık alanında ve sağlık turizminde yapılan faaliyetler sektörün ilerlemesine katkı sağlamaktadır. Türkiye’ye gelen uluslararası hasta sayısı her geçen yıl artmakta özellikle 2010 yılından sonraki artışlar dikkat çekmektedir. 2010 yılında bu sayı 110.000 iken 2104 yılında bu rakam 500.00 seviyesine ulaşmıştır. Fakat coğrafi yapısı ve kültürel yapısı, gerekse de ekonomik ve sağlık sektörü kapasitesine göre Türkiye’nin sağlık turizmi alanında dünya pazarında istediği yeri elde ettiği söylenemez. Özellikle son 5 yıldır sağlık turizminden aldığı hasta sayısı düzenli olarak artsa da bu artış dünya genelinde sağlık turizmi amaçlı yaşadığı ülke dışına seyahat eden hasta sayısında ki artışa göre geride kalmıştır. Kayıtlar, yabancı hastanın Türkiye’de tedavi amacıyla tüm branşlara müracaat ettiğini göstermektedir.

Türkiye’de sağlık turizmi için ideal koşulları sağlayabilecek milyarlarca dolarlık sağlık tesisleri yatırımlarına rağmen talep henüz yeterli ve istenilen düzeyde değildir. Bunun nedeni olarak da konu ile ilgili yurt dışı tanıtımlarının az olması ve etkili bir satış ve pazarlama ağının kurulmamış olması düşünülmektedir. Yaygın pazarlama ağı sağlanması, kaliteli ve tanıtıcı reklamların artırılması, yeni Pazar imkanlarının tespit edilmesi gibi önemli konular üzerinde durulduğunda medikal, termal ve yaşlı sağlık turizmi sektöründe istenilen pay alınabilecektir.